|
Cok gecmeden yuvayi terkederler...
19 Mayıs 2009
Bu yazımı siteye eklemekte biraz daha oyalanırsam, yavru kartallar yakında yuvalarını terketmiş olacak. Nancy geçen gün değişik bir kaç dazlak kartal yuvasından naklen yayın yapan bir site buldu. Eğer bu sekmeye tıklarsanız, ekranda içinde üç tane kartal yavrusu olan bir yuva göreceksiniz. Ana ve baba kartallar arada bir yuvadan ayrılıp avlanıyor ve yakaladıklarını yuvaya getiriyorlar. Yuva herhalde bu yakınlarda, Seattle’ın kuzeybatısından Alaska’ya kadar uzanan Pasifik sahillerinde bir yerde. Çalışırken bu siteyi açıyorum, doğanın sesleri bilgisayarımdan çalışma masama ulaşıyor.
Bu yavrulardan iki tanesinde siyah ergenlik tüyleri belirmeye başladı. Üçüncüsünün hala gri yumuşak yavru tüyleri var ve bu sitede chat yapan seyirciler, ona ufak anlamına gelen “Tiny” adını verdiler. Anne kartal bir ya da iki gün arayla toplam bir ila üç yumurta yumurtlar. Erken doğan yavrular erken palazlanır, cüsseleriyle birlikte iştahları da artar. Bunlar daha güçlü olduklarından gelen yiyecekleri gaspetmeye başlarlar. Üzücü de olsa yumurtadan son çıkan yavru genellikle ya beslenemez ya da yuvadan itelenir. Bu sitede konuyla ilgili biraz bilgi var. Orada yazar, bu kuşların bir zamanlar kuzey Amerika’da tarım amaçlı dichloro-diphenyl-trichloroethane (DDT) kullanımı yüzünden soylarının tükenmeye yüz tuttuğundan da bahsediyor.
Rachel Carson tarafından 1962 yılında yazılan "Silent Spring" (Sessiz Bahar) adlı kitap, DDT kullanımında dönüm noktası oldu. Bu kitapda yazar, uzun vadede etkileri bilinmeyen zehirli kimyasal maddelerin çevreye salınmasının ne kadar akıl karı olduğunu sorguluyordu. DDT tarımda bir böcek ilacı olarak kullanıldığında, bu madde ekinlere dadanan tarla farelerinin yağ dokularında birikiyor, onları da yırtıcı kuşlar avladığında farelerin topladığı tüm zehir, olduğu gibi kuşlara geçiyordu. Besin zincirinin sonunda olan dazlak kartallar ve atmaca gibi yırtıcı kuşlarda zamanla bu zehirin dozu artıyordu. Bu zehir kuşların yumurta kabuklarının incelmesine neden oluyor, kuluçkaya yatınca yumurtalar annenin ağırlığını taşımıyor ve eziliyordu. Bu nedenle üreyemeyen yırtıcı kuşların sayıları giderek azalmış tehlikeli düzeylere inmişti.
Biomagnification (biyobirikim) konusu, bir önceki Dünya Günü başlığıyla sunduğum yazımda sözü geçen katil balinaların yağ dokularında PCB kimyasal maddelerinin bulunmasının da nedeni. PCB ve DDT, doğal olarak bulunmayan ve Persistent Organic Pollutants -- Kalıcı Organik Kirletici (KOK) diye bilinen endüstriyel kimyasal maddelere birer örnek. Bu tanımlamada "kalıcı" sözcüğü önemli ve sürdürülebilir doğal ortama aykırı olan bu zararlı maddelerin önünün kesilmesi şart. 2004 Mayıs ayında imzalanan Stockholm Convention metni gereğince dünyada DDT kullanımının yakın vadede artık azaltılması ve uzun vadedeyse durdurulması yönünde mutabakat sağlandı.
Ne yazık ki, sıtmanın yayılmasının kontrolünde DDT hala en etkili çözümlerden biri. Dünyada her sene bir milyon ölüme neden olan 250 milyon yeni sıtma vakası var. Afrika, Asya ve Orta Amerika’da Indoor Residual Spraying -- Eviçi Yüzey Spreyleme (EYS) -- denen yöntem, World Health Organization (WHO) -- Dünya Sağlık Örgütü – tarafından anopheles diye bilinen, sıtma parazitini taşıyan dişi sivrisineği bastırmak için tavsiye ediliyor. Sivrisineklerin DDT’li ortamları sakınmasından faydalanan EYS, evlerin iç yüzeylerine DDT uygulanmasını gerektiriyor. Sivrisinekler DDT’ye direnç kazansa bile, EYS uygulanmış evlere bulaşmıyorlar. Fakat bu sefer işin kötü tarafı, ev sakinleri uzun vadede DDT’nin etkilerine maruz kalıyorlar. Onları etkileyen zehir uzakta bir tarlada değil, evlerinin içinde bulunuyor. Sıtmayla DDT’nin kötü etkileri arasında yapılmak zorunda kalınan zor bir tercih bu… Korunmaya muhtaç bebelere DDT anne sütü yoluyla geçmezse, bu sefer ortalıkta emeklerken bulaşmakta.
United Nations Environment Program (UNEP) -- Birleşmiş Milletler Çevre Programı Başkanı Achim Steiner, kısa bir süre önce yaptığı bir konuşmada endokrin sistemini bozan KOK maddeler ve DDT’nin kullanımının yarattığı türevlerin dişilerdeki estrojen hormonuna ve erkeklerdeki androjen hormonuna benzediğini ifade etti. PCB’lerin kuzey kutup bölgelerinde yavru kutup ayılarının cinsel sağlığını, KOK’larınsa sürüngen, balık ve kuş türlerini etkilediğini; Antartika sahillerinde yerleşik Adelie pengueninde beklenmedik düzeylerde DDT’ye rastlandığını anlattı. Uzun süre DDT’ye maruz kalan insanların sağlık sorunlarıyla karşılaşması kaçınılmaz bu durumda…
Şu sıralar WHO ve UNEP, Food and Agriculture Organization (FAO) -- Besin ve Tarım Örgütü ile beraber dünyadaki DDT stoklarının envanterini çıkartıyor ve DDT kullanımını azaltmak için teknik strateji geliştiriyor. Bir yandan kimyasal ve diğer alternatifler aranırken, çevre düzenlemesi ve eğitim çabalarıyla ilaçlı tül örtü kullanılması, su birikintilerinin akıtılması, yerleşim bölgelerinin etrafında itici bitkilerin ekilmesi, pencerelere sineklik takılması ve sivrisineklerin ortaya çıktığı akşam saatlerinde içeride kalınması gibi önlemlerin benimsenmesine çalışılıyor. Ancak ilaçlı tülü ya da tedavi veya sakınma için gerekli sıtma ilaçlarını almaya, sıtmanın yaygın olduğu fakir bölgelerdeki halkın gücü yetmiyor. Meksika ve Orta Amerika’da DDT’nin kullanımını azaltıp sonra durdurmak için bölgesel projeler uygulanmakta. Afrika için de DDT kullanımına alternatif benzer bir proje önerilmekte.
Bu yazıdaki "Mexico and Central America" bölümü, DDT kullanımı yerine uygulanan yöntemleri sıralamış. WHO ve UNEP’in amacı bütün dünyada DDT kullanımını kısa vadede azaltmak, uzun vadede durdurmak.
Tabi bu sadece bir önbilgi olarak düşünülebilir. Ozon tabakasını tahrip eden, sprey kutularında, soğutucu, buzdolabı ve klima cihazlarında basınç için kullanılan chlorofluorocarbon (CFC) maddesinden, ormanları tahrip edip şehirlerdeki tarihi mermer yüzeyleri eriten asit yağmurundan ve dünya iklimini etkileyen sera gazlarından bahsetmeye fırsat olmadı bu yazıda.
Ek kaynak olarak aşağıdaki yazıları gözden geçirebilirsiniz:
Stockholm Convention sitesi
Stockholm Convention ve KOK maddeler
WHO - DDT ile ilgili görüş
WHO - DDT ile ilgili görüş
WHO – sıtmayı bastırmak için sürdürülebilir yöntemler
UN – Sıtmaya karsı DDT’siz girişim
UN – DDT’siz bir dünyaya doğru adım
Erden.
|