Biz Kimiz?
  Eğitim İçin
  Ekibimiz
  Projelerimiz
  Başardıklarımız
  Sponsorlar
  Medyada Biz
  Medya İçin
  Yardım Edin
  Temas İçin
AKTAŞ Group Pasifik Sponsorumuz!
 
 
İzlediklerimiz:
  • Pedals 4 Progress
  • Kick Start
  • John Herrington
  • Expedition 360
  • Goliath Exped'n
  •  
     
     
    Around-n-Over

    Image: Rüzgar tahminleri planladığımız rota üzerinde Cape Cod’ın bile doğusundan esecek ters rüzgar gösteriyordu. Rüzgar tahminleri planladığımız rota üzerinde Cape Cod’ın bile doğusundan esecek ters rüzgar gösteriyordu.
    Image: NOAA gemisi HENRY BIGELOW, Jones ınlet ağzının güneyinde bizi buldu. NOAA gemisi HENRY BIGELOW, Jones ınlet ağzının güneyinde bizi buldu.
    Image: Büyük ihtimal tarihte Devil’s Tower’a uğrayan ilk okyanus kayığı bizimkiydi... Büyük ihtimal tarihte Devil’s Tower’a uğrayan ilk okyanus kayığı bizimkiydi...
    Image: Kendon Glass, Mt Rushmore’a eklensin diye poz verdi! Kendon Glass, Mt Rushmore’a eklensin diye poz verdi!

    "Barışa Yolculuk" projesini iptal ediyorum
    14 Subat 2016    
    "Barışa Yolculuk" adını verdiğim, kürekle New York – Gelibolu arasının katedileceği anı mücadelesini üzülerek iptal ettim. Geçen Mayıs ayında New York’tan başladıktan sonra bir hafta boyunca Long Island kıyılarından uzaklaşmaya çalıştık ancak kıyıya doğru esen rüzgar önümüzü kesti. Sezon ilerleyeceğinden beklemek riskliydi. Doğru olan o sezon Atlas okyanusuna açılmamak idi ve öyle yaptık. Sonuçta çok önem verdiğim bu projede yaşadığım hayal kırıklığı nedeniyle uzun bir süre elimi ayağımı çektim. Onca hazırlıktan sonra önceki gibi tekrar kendi kabuğuma çekildim. Devrialemin sonrası bu projeye kadar olan dönemde depresyondaydım, proje sonrası da kendimi aynı girdapta buldum. Böylesi bir hayal kırıklığını yazıya dökmek zordu, şimdi deneyeceğim.

    Barışa Yolculuk, Gelibolu Muharebeleri’nin 100ncü yıldönümü için yapılacak bir anı mücadelesi idi. Bu muharebelerin modern Türkiye Cumhuriyeti, Avustralya ve Yeni Zelanda tarihinde önemli yeri vardı. İlk fikrim, 2015 Nisan ayı içinde Gelibolu Yarımadası’na varmış olmak için New York’tan 2014 Mayıs ayında denize açılmaktı. Böylece Anzak Günü diye de bilinen 25 Nisan gününde yarımadada yer alacak uluslararası törene katılabilecektim. Mevsimleri takip edebilmek için zamanlama çok önemliydi, bu nedenle neredeyse bir sene öncesinden New York’tan çıkmak gerekiyordu. 2014 Nisan ayında ağır bir idman sırasında belimi sakatlayınca, iyileşene kadar mevsimi kaçıracağımdan projeyi bir sene ertelemek zorunda kaldım.

    Barışa Yolculuk projesinin Türkiye tarihindeki önemi ve bireysel katkıda bulunanların neredeyse hepsinin Türk olması nedeniyle mevsim şartları nedeniyle de en uygun olan 23 Nisan 2015 tarihinde New York’tan denize açılmanın anlamlı olacağına karar verdim. Ancak kış ayları boyunca yeterli destek bulunamadı. 2014 yılında benim adıma toplanan bağışlar elime ulaşmadığından kendi imkanlarımla dahi hareketlenemiyordum. Projeden vazgeçme raddesine gelmiştim, ancak kararımda acele etmek istemedim.

    Sponsor bulamıyorduk, göz göre göre oluşacak bütçe açığını kendim göğüslemek ve yolculuk boyunca katkıların artacağına güvenmek zorundaydım. Genelde crowdfunding kullanarak derlediğimiz kişisel katkılardan başka nakit katkı yoktu. 2007 yılından beridir başarı haberlerimle gururlanan, bana tıbbi çanta hazırlayıp uydu telefonuyla dünyanın ücra köşelerinde yardım etmeye hazır WorldClinic, bu sefer de bana sahip çıktı.

    Bağışlar en nihayet 2015 Mart ayı sonuna doğru bankamıza yatırıldı. Daralan zamanda tekneyle New York’a erişmem mümkün olmadığından, denize açılış tarihini 19 Mayıs olarak değiştirdim. Projenin barış temasını güçlendirmek ve ortak tarihimizi anlatabilmek için Avustralya’dan arkadaşım Kendon Glass ve İngiliz Mark Gasson’a acele teklif götürdüm ve beni kırmayıp olumlu cevap verdiler. Tam bir asır önce muharebelerin yer aldığı aylarda kürek çekiyor olacak, ortak mücadelemizle savaş kayıplarının anısını yaşatacaktık. Planımıza göre Atlas Okyanusu’nda doğuya doğru Kendon ve ben kürek çekecektik, ardından ben Akdeniz ve Ege Denizi’nde Mark ile devam edecektim. Planlar akla yatkındı.

    New York tecrübemiz, pahalılığı ve yoğun trafiğiyle lojistik bir kabus oldu. Orada Barı$#351; Öztürk, Gökçe Sezgin, Tonguç Yaman ve Cem Türer’den oluşan ekibimizin projeye adadıkları zaman ve gösterdikleri çaba olmasaydı hiç bir başarı şansımız olamazdı. Dr. Ali Seçkin iki ayrı ambarda bize yer buldu, çıkış tarihimizden önceki 10 gün boyunca tekneyi kapalı mekanda tutup hazırlıklarımızı yapabildik. Bize yardımcı olan The Australian Community başkanı James Boland ve Dr. Tamer Seçkin, gelip bizi yokluyor, dilediğimizde onlara telefon açıp yardım isteyebiliyorduk. Bir kaç yeni elektronik aksamın kurgu meseleleri zamanımızı alınca çıkışımız 23 Mayıs gününe kaydı ve en nihayet bağlı bulunduğumuz North Cove Marina’dan ayrılabildik.

    İp çözmeden önce iskelede Nancy ile kucaklaştık, sonra Nancy medya için ayarladığımız diğer bota bindi. Kendon arka kabin kapısına sırtını dayayıp yüzünü bana döndü ve ben kürek çekmeye başladım. Marina çıkışında bir gurup dostumuz tezahürat yapıp bizi yolcu etti, uzaktan el salladılar ve çok geçmeden Hudson Nehri üzerindeki yoğun deniz trafiğine katıldık. İp çözmek için gelgitin yüksek olduğu bir saati seçmiştim. Böylece nehrin New Jersey tarafındaki Liberty Landing Marina girişinde anakıtaya dokunmak için karşıya geçerken gelgit etkisiyle ek bir akıntı olmayacaktı. Akabinde boşalan gelgitle birlikte aşağıya inecektik.

    40 dakika kadar kürek çektikten sonra karşı taraftaki marina girişinde kayıktan hiç çıkmadan duvara elimle dokundum ve nehirden aşağıya doğru inmeye başladık. 1900’lerin ilk yarısında ABD’ne gemiyle gelen göçmenlerin işlemlerinin yapıldığı tarihi Ellis Adası önünden geçip daha güneydeki Hürriyet Anıtı yönünde ilerledik. Anıtın bulunduğu ufak ada turistlerin uğrak yeriydi ve bir düzine motor turist indirmek için biraz açıkta dolanıyor rıhtıma yanaşmak için sıra bekliyordu. Hiç yoksa bir denizmili öteden bizim sarı kayığı gören bir sahil güvenlik motoru bize doğru seğirtti ve emniyet alanını ihlal ettiğimiz konusunda uyardı. Kendi GPS seyir cihazımda sözü geçen emniyet bölgesinin dışında olduğumuzu görüyordum ama izaha yeltenmenin anlamı yoktu; niyetimizin nehirle birlikte aşağı inmek olduğunu söyleyip kürek çekmeye devam ettik. Çok geçmeden giderayak bir de liman polisi gelip bizi uyardı...

    Usulce kalabalığı geride bıraktık ve nehirle birlikte saatte üç denizmili üzerinde hızla inmeye devam ettik. Kullandığımız GoPro kameraların pilleri çoktan tükenmiş, tuğla niyetine kenarda duruyorlardı. Brooklyn ile Staten adası arasındaki dar Verrazano Narrows suyolunu geçerken Kendon kürek başındaydı ve hızımız saatte dört denizmilini bulmuştu. Daha aşağıda Hudson nehri Lower Bay adlı körfeze erişince iki yanımızda kara ile mesafe arttı ve akıntının hızı düştü. Ona rağmen hala saatte 2.5 denizmili hız yapıyorduk fakat gün ilerledikçe tam kafadan aldığımız rüzgar artmaktaydı.

    New York ve New Jersey’de çıkışımız öncesindeki günlerde teknemizi hazırladığımız ambarlarda sıcaktan bunalmıştık ve kürek çekmeye başladığımız gün de hiç farklı değildi. Okyanus hala soğuktu ve bu nedenle bilhassa ikindi vakti karaya doğru yel yapıyordu. Bizi aşağı taşıyan gelgit çok geçmeden duracak ve tersine dönecekti. Biraz daha güneyimizdeki Rockaway Burnu’nu dönünce açık denizde daha büyük dalgalar bizi bütün gece örseleyecekti. “Devam etmemiz mümkün değil” dedim ve kürekleri devraldım. Rüzgarı sancak tarafımıza alıp hemen doğumuzdaki Coney Island deresinin ağzına doğru küreklemeye başladım. Coney Island Feneri’nin hemen berisinde, Seagate sahil mahallesinin kuytusunda rüzgardan korunaklı bir yere vardığımda demir attım. Gece hava serinleyince karaya esen yelin zayıflayacağını umuyordum. O akşam saat 20:00’den sabah 08:00’e kadar dinlendik.

    Ertesi sabah, Rockaway Burnu’nu dönüp açıkdenizde güneydoğuya doğru çabaladık. Hava tahminleri rüzgar güneybatıdan esecek diyordu ve bununla doğuya doğru ilerleyebilirdik. 200 denizmili kadar yol aldıktan sonra Nantucket ve Cape Cod burnunun ötesinde açık okyanusa erişecektik. Ancak oraya kadar rüzgaraltımızda hep kara olacağından rahat edemeyecektik. Korktuğum gibi güneş yükseldikçe kara ısındı ve rüzgar bir önceki günde olduğu gibi tam karaya doğru esmeye başladı. Karaya paralel, rüzgarı sancaktan alarak mücadele ettik ama akşama doğru hem yorgunluktan hem de artan rüzgardan kıyıya olan mesafe azalmaya başlamıştı. Seyir cihazına bakınca kuzeydoğumuzda, içeride kıyıya paralel ilerleyen korunaklı su kanalına erişmemize izin verecek Jones Beach Inlet adlı ağız görülüyordu. Orada rüzgar olsa bile dalgalardan korunabilirdik. Demir atıp dinlenmeye karar verdim ve tekneyi kafadan gelen dalgaların insafına bırakıp kamaraya çekildik.

    Tam hava kararırken dışarıda bir gemi düdüğüyle zıpladım. NOAA araştırma gemisi HENRY BIGELOW’un kaptanı Mark Miller, 2013 Explorers Club ödül töreninde beni podyumda görmeye gelmişti. Ona okyanus geçişimizde ne tür bilimsel veri toplanabilir, nasıl yardımcı oluruz diye danışmaktaydım. Bizim mevkimizi sitemizde takip edebildiğinden kendi görev alanlarına seyirleri sırasında gelip bizi bulabilmişlerdi. Bir kaç denemeden sonra bana attıkları ince ipi yakalayabildim ve bizim için hazırladıkları yolluğu tekneye çektim. Plastik torbadan çıkanlar arasında geminin logosu işlenmiş iki adet kep ve bir kutu dondurma da vardı. Fazla oyalanmadan görev yerlerine doğru yola koyuldular.

    Ertesi sabah durumu değerlendirdikten sonra Intracoastal Waterway adlı korunaklı kanalda devam etmek için yönümüzü Jones Inlet ağzına verdim. Bu sığ bir kanaldı ve bir kaç kere dümenimin ucu çamura saplanınca soyunup suya indim. Böylece hem tekne hafifleyip yükseldi, hem de ben teknenin kıçını kaldırıp dümeni çamurdan sökebildim.

    Ayın 27’sinde kanalın daha doğudaki Shinnecock Inlet adlı diğer ağızına vardık ve oradaki Oaklands Restaurant and Marina’ya bağlandık. Rüzgar tahminlerine bir kez daha bakmak istiyordum. Karaya doğru esen yeli bastıracak bir basınç sisteminin gelip geçmesi gerekecekti. Marinanın bize indirimli tarife uygulamasına rağmen, Hamptons diye zenginlerin yazlıklarıyla bilinen bu yörede bağlanmamız pahalıya patlayacaktı. Her an denize açılabiliriz umuduyla teknedeki erzağa dokunmuyorduk ve marinadaki restoranın meyhanesinde nisbeten ucuz mezelerle idare ediyorduk. Restoran bölümündeki yemek fiyatları tamamen bütçemizin dışındaydı. Her defasında bulunduğumuz yarımadanın ucuna taksi çağırmak gerektiğinden, civardaki diğer lokanta veya dükkanlara gidip gelmekten de vazgeçmiştik.

    Tahminlerde ümit yoktu. Aşmamız gereken 200 denizmili mesafenin de ötesinden, Nova Scotia’dan başlayarak doğudan bize doğru tam planladığımız rota üzerinde ters rüzgar gösteriyordu. 7-10 gün sonrasını gösteren tahminlerde lehimize hiç bir değişim emaresi yoktu. Bu rüzgar düzeninin geçmesi ve sonra lehimize şartlar oluşmasını bekleyerek gecikirsek, beklerken oluşan ek masraf bir yana, bir de sezon ilerlediğinden Atlas Okyanusu üzerinde kasırgaya yakalanma riskimiz artacaktı. 1 Haziran günü itibariyle üzülerek geçişi bir sonraki seneye ertelemeye karar verdim.

    O kararın akabinde lojistik meseleler yeniden meşgalemiz oldu. Kendon’ı teknede bırakıp New York’a döndüm. Orada bir kamyon kiraladım ve New Jersey’de bıraktığım yerden gidip römorku aldım. Tekneyi römorkuna yükledik ve tekrar ABD’ni, bu sefer doğudan batıya katetmek üzere yola koyulduk. En muhtaç olduğum denize açılmamızdan önceki 10 gün boyunca ve dönüşümüz sırasında Gökçe and Yüksel Sezgin beni ve Kendon’ı evlerinde ağırladı. Ne kadar teşekkür etsek azdır.

    Dönüş yolculuğunda Kendon bana eşlik etti ve sorunsuz eve dönebildik. Yolculuğu ilginç kılmak için Mt. Rushmore’a ve Devil’s Tower’a, ardından Yellowstone Milli Parkı’na uğradık. Spokane’den geçerken dostumuz Eric Christianson bizi bir gece ağırladı ve ertesi gün Seattle’a doğru devam ettik.

    O gün bugündür, karadan neden uzaklaşamadık diye hayıflanıp durdum. Bizden üç gün önce Rockaway Burnu yakınından denize açılan iki kişilik bir kürek ekibini tutup açığa taşıyan aynı basınç sistemi biraz yer değiştirince bizi rüzgarıyla karaya kitlemişti. Şans yüzümüze gülmedi deyip geçiştirmek mümkün olsa bile, bu sene oluşan güçlü El Niño şartlarının Atlas Okyanusu'nda rüzgarları değiştirdiğini düşünüyorum. Bu Accuweather makalesi, kuzey Atlas Okyanusu'nda bu sezon deniz suyu sıcaklığının normalden soğuk ve ABD’nin doğu kıyılarında ise tersine daha yüksek seyrettiğini yazıyor. Greenland’daki buzulların iklim değişikliği nedeniyle hızla eriyor olması, o taze ama soğuk suyu denize döküyor. Batması gereken soğuk su taze olduğu için tuzlu suda batmıyor, sonra Labrador Akıntısı ile güneye taşınıp Atlas okyanusunda karışana kadar yüzeyde yayılıyor.

    Okyanus yüzeyinde böylesine büyük çapta sıcaklık değişikliği, rüzgar ve akıntıları uzun vadede elbette etkileyecektir. Gelecek bir kaç sezonda kürekçiler bu değişikliklerden nasıl etkilenecektir, göreceğiz. Son 10-15 senenin meteoroloji arşivlerini çalışmak artık eskisi gibi etkili olmayabilir. Ancak bildiğim en akılcı yöntem bu olduğu için gelecekteki geçiş denemelerimin ön hazırlıklarında bu çalışmaları ihmal etmeyeceğim.

    Erden.
    .
    .

    Previous Dispatches
    image

    Barisa Yolculuk baslamak uzere    20 Mayıs 2015
    Uzunca bir süredir hazırlandıktan sonra bir kamyon kiralayıp teknemi treyleriyle Seattle’dan New York’a kuzey Amerika kıtasının bir yanından öb

    image

    Yeni projemiz: Kurekle New York - Gelibolu Ani Mucadelesi    18 Mart 2015
    Birinci Dünya Savaşı sonunda çözülmekte olan iki imparatorluğun küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti, Avustralya ve Yeni Zelanda, o savaşın

    image

    Mevsim ruzgarlari    25 Ocak 2015
    2008 Ocak ayında aynı tarihlerde Pasifik okyanusunda kürek başında çabalamaktaydım. Ben denize açıldıktan sonra oluşan La Nina iklim şartlar

    Later dispatches - Previous dispatches


    Around-n-Over, P.O. Box 19662, Seattle, WA 98109-6662 • Fax: 206-709-3927 • info@around-n-over.org
    Bu sitenin tasarımı Erden Eruç'a aittir. • Copyright © 2003 Around-n-Over • Her hakkı mahfuzdur.